2026 Bütçesi Gelir Dağılımda Ne Söylüyor?

Doç.Dr. Metin Meriç

Bütçeler yalnızca rakamlardan ibaret değildir; aynı zamanda bir ülkenin toplumsal önceliklerini, siyasal tercihlerini ve gelir dağılımına bakışını açıkça ortaya koyan belgelerdir. Bu açıdan bakıldığında, 2026 yılı bütçesi de Türkiye’de gelirin kimler arasında nasıl paylaşıldığına dair önemli ipuçları sunmaktadır.

Vergi Gelirleri: Dolaylı Vergi Ağırlığı Değişiyor mu?

Türkiye’de uzun süredir gelir dağılımını bozan temel unsurlardan biri, dolaylı vergilerin bütçe gelirleri içindeki yüksek payıdır. KDV ve ÖTV gibi harcamalar üzerinden alınan vergiler, geliri ne olursa olsun herkes için aynı oranlarda uygulandığı için, düşük gelirli haneler üzerinde orantısız bir yük yaratmaktadır.

2026 bütçesinde de vergi gelirlerinin omurgasını dolaylı vergiler oluşturmaya devam etmektedir. Gelir ve kurumlar vergisinde sınırlı artışlar öngörülse de tüketim üzerinden alınan vergilerin toplam gelirler içindeki belirleyici rolü korunmaktadır. Bu durum, bütçenin finansmanında artan oranlı vergilendirme ilkesinin hâlâ ikincil planda kaldığını göstermektedir.

Harcama Tarafı: Sosyal Transferler Yeterli mi?

Bütçenin gelir dağılımı üzerindeki etkisi yalnızca nasıl toplandığıyla değil, nasıl harcandığıyla da ilgilidir. 2026 bütçesinde sosyal yardım ve transfer kalemlerinde nominal artışlar dikkat çekmektedir. Ancak bu artışların yüksek enflasyon ortamında reel karşılığının ne ölçüde korunduğu tartışmalıdır.

Özellikle:

  • Sosyal yardımların hedefleme kapasitesi,
  • Asgari gelir güvencesi sağlayıp sağlamadığı,
  • Çalışan yoksulluğunu azaltma potansiyeli

soru işaretlerini korumaktadır. Sosyal transferlerin büyük ölçüde telafi edici bir işlev üstlenmesi, gelir dağılımını iyileştirmekten ziyade bozulmayı sınırlamaya çalışan bir yapıya işaret etmektedir.

Ücretliler Üzerindeki Yük: Sessiz Vergi Artışı

Gelir dağılımı açısından en dikkat çekici noktalardan biri, ücretlilerin vergi ve prim yüküdür. Enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde, gelir vergisi tarifesinin yeterince güncellenmemesi, ücretliler için örtük bir vergi artışı anlamına gelmektedir. Bu durum literatürde “sürüklenme etkisi (bracket creep)” olarak tanımlanır.

2026 bütçesinde bu sorunu kökten çözen bir yaklaşımın bulunmaması, ücret gelirlerinin milli gelir içindeki payını baskılayan bir etki yaratmaktadır. Sermaye gelirlerinin görece daha düşük ve parçalı vergilendirilmesi ise, dikey gelir adaletini zayıflatmaktadır.

Yatırımlar ve Teşvikler: Kime Fayda Sağlıyor?

Kamu yatırımları ve teşvikler, uzun vadede gelir dağılımını dönüştürebilecek en güçlü araçlardan biridir. Ancak 2026 bütçesinde yatırım harcamalarının bölgesel ve sektörel dağılımı, gelir eşitsizliğini azaltacak net bir yönelim sergilememektedir.

Nitelikli istihdam yaratma kapasitesi sınırlı, sermaye yoğun projelere verilen destekler; ücretli kesimlere dolaylı ve gecikmeli fayda sağlamaktadır. Bu da bütçenin yeniden dağıtım etkisini zayıflatan bir başka unsur olarak öne çıkmaktadır.

Sonuç: Dengeyi Koruyan, Ama Dönüştürmeyen Bir Bütçe

2025 bütçesi, gelir dağılımındaki bozulmayı radikal biçimde derinleştiren bir belge değildir; ancak mevcut eşitsizlikleri dönüştürecek güçlü araçlar da içermemektedir. Dolaylı vergilere dayalı gelir yapısı, ücretliler üzerindeki yüksek mali yük ve sınırlı yeniden dağıtım kapasitesi, bütçenin statükoyu koruyan bir karakter taşıdığını göstermektedir.

Oysa gelir dağılımında kalıcı iyileşme için:

  • Daha güçlü artan oranlı vergilendirme,
  • Ücretliler lehine vergi-dışı bırakılan gelir alanlarının genişletilmesi,
  • Sosyal transferlerin reel ve hedefli biçimde artırılması gerekmektedir.

Bütçe bir tercih meselesidir. 2026 bütçesi ise, adaleti önceleyen bir tercihten çok, dengeyi idare etmeyi hedefleyen bir yaklaşım taşıdığı görülmektedir.

 

Yorumlar kapalı.