Sezayi ALTUN
Türkiye’de sivil toplumun rolü, yalnızca sosyal yardım faaliyetleriyle sınırlı olmayıp, aynı zamanda toplumsal yönelimlere dair stratejik uyarı mekanizması işlevi de görmektedir. Bu bağlamda 2025 yılı içerisinde farklı sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelerek başlattığı Öze Dönüş Hareketi, kısa süre içerisinde kurumsal bir yapıya evrilmiş ve Öze Dönüş Platformu adı altında çalışmalarını derinleştirmiştir.
Platformun bugüne kadar düzenlediği panel, konferans ve istişare toplantıları; Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu kimlik, güvenlik, göç ve terörle mücadele başlıklarını çok boyutlu bir perspektifle ele alma amacını taşımaktadır. Ankara Kent Konseyi’nde gerçekleştirilen son kahvaltı programı da bu stratejik yaklaşımın bir yansıması olarak dikkat çekmiştir. Çok sayıda dernek ve vakıf başkanı ile yöneticisinin katılım sağladığı bu buluşma, Cumhuriyetin kurucu değerlerine atıfla başlamış; ortak tarihsel hafızanın hâlen güçlü bir referans noktası olduğunu göstermiştir.
Öze Dönüş Platformu Yönetim Kurulu’nda yer alan sivil toplum temsilcilerinin değerlendirmeleri, son dönemde kamuoyunda yoğun biçimde tartışılan bazı politik söylemlere eleştirel bir bakış sunmaktadır. Özellikle “Terörsüz Türkiye” başlığı altında yürütülen tartışmalar, yalnızca güvenlik politikaları açısından değil, devlet-millet ilişkisi, toplumsal meşruiyet ve hukuk devleti ilkeleri açısından da ele alınmalıdır.
Platform bünyesinde yapılan değerlendirmelerde;
-
Kontrolsüz ve kalıcı hale gelen sığınmacı politikalarının uzun vadede demografik, ekonomik ve kültürel etkileri,
-
Kimlik tanımlarının çoğulculaştırılması üzerinden yürütülen yeni söylemlerin toplumsal bütünlüğe etkisi,
-
Terörle mücadelede geçmişte ödenen ağır bedellerin, güncel siyasi dil içerisinde nasıl anlamlandırıldığı
gibi başlıklar ön plana çıkmaktadır.
Bu çerçevede dile getirilen temel kaygı, güvenlik politikalarının kısa vadeli siyasi hedeflerle değil, devlet aklı, toplumsal mutabakat ve tarihsel tecrübe ışığında şekillendirilmesi gerektiğidir. Terörle mücadele sürecinde kavramların, aktörlerin ve söylemlerin dikkatli biçimde seçilmemesi, kamu vicdanında ciddi kırılmalara yol açabilmektedir. Bu durum, yalnızca güvenlik alanını değil, siyasal meşruiyeti ve toplumsal güven duygusunu da doğrudan etkilemektedir.
Öze Dönüş Platformu’nun yaklaşımı, yeni bir ideolojik tanım üretmekten ziyade; Cumhuriyetin kurucu ilkeleri, anayasal vatandaşlık anlayışı ve milli birlik fikri etrafında yeniden düşünmeyi önermektedir. “Öze dönüş” kavramı, bu anlamda geçmişe nostaljik bir yöneliş değil; aksine, geleceğe yönelik stratejik bir referans arayışıdır.
İzmir Yüksek Ticaretliler Derneği (İZİMDER) olarak bu platformda yer almamızın temel gerekçesi de budur. Sivil toplumun asli görevi, yalnızca desteklemek ya da karşı çıkmak değil; gerektiğinde riskleri işaret etmek, karar alıcıları uyarmak ve toplumsal hafızayı diri tutmaktır. Ankara’da gerçekleştirilen son buluşmada ortaya konan görüşler, farklı kesimlerin benzer kaygılar etrafında birleşebildiğini göstermesi açısından önemlidir.
Sonuç olarak, Türkiye’nin önünde bulunan temel mesele; güvenlik, kimlik ve demokrasi başlıklarının birbirini dışlayan değil, birbirini tamamlayan bir stratejik çerçeve içerisinde ele alınmasıdır. Öze Dönüş Platformu, bu tartışmalara sivil toplum perspektifinden katkı sunmayı ve kamusal düşünce üretimini canlı tutmayı amaçlamaktadır.
Bu çabanın, sağduyulu ve çok boyutlu bir tartışma zemini oluşturması temennisiyle.
Sezayi Altun
İZİMDER Başkanı
Öze Dönüş Platformu Yönetim Kurulu Üyesi

Öze Dönüş Platformu Yöneticileri STK Yöneticileri Kent Konseyi Salonunda Kahvaltıda Bir Araya Geldi


Yorumlar kapalı.