
Doç.Dr. Metin Meriç Doç.Dr. Hakan AY
Kadınların ve erkeklerin toplum içindeki farklı rolleri, farklı konumları ve ekonomik ve sosyal durumlarındaki farklılıklar, kamu politikalarının ve kamu bütçesinin kadınlar ve erkekler üzerinde değişik sonuçlar doğurmasına yol açmaktadır. Dolayısıyla bu çalışma toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme prensiplerini kullanarak belediyelerin toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamasına katkıda bulunmak için üç bölüm olarak hazırlanmıştır.
- Giriş
Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme (TCDB), toplumsal cinsiyet eşitliğine ve kadınların güçlendirilmesine yönelik politikaların, politika belirleme faaliyetinin özünü oluşturan bütçeleme ve planlama alanlarının merkezine taşınmasını amaçlayan bir stratejidir. Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme esasına uygun olarak yapılan çalışmalar, planlama ve bütçeleme faaliyetlerinin, kadınların durumunun iyileştirilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin teşvik edilmesi çabalarının önünü açmak amacıyla kullanılmasını hedeflemektedir. Devlet bütçesi, hükümetlerin en önemli politika aracıdır. Her türlü politikanın başarılı şekilde uygulanabilmesi, hangi amaçlar için ne kadar kaynak ayrıldığına bağlıdır. Dolayısıyla, toplumsal cinsiyet politikalarının bütçelerden ve bütçeleme süreçlerinden yararlanabilmesi söz konusu politikaların toplumsal cinsiyet eşitliğine etkili biçimde destek olabilmesi açısından önem kazanmaktadır. Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme, kadınlar ve erkekler için ayrı ayrı bütçe oluşturulması meselesi değildir. TCDB yaklaşımında amaç, toplumsal cinsiyet boyutunun bütçe politikalarına dahil edilmesidir.
Kadınların ve erkeklerin toplum içindeki farklı rolleri, farklı konumları ve ekonomik ve sosyal durumlarındaki farklılıklar, kamu politikalarının ve kamu bütçesinin kadınlar ve erkekler üzerinde değişik sonuçlar doğurmasına yol açmaktadır. Burada kadınların ve erkeklerin birbirinden farklı olmalarından ziyade, farklılıkların toplum içinde yaygın nitelik kazanmış olması söz konusu edilmektedir. Çocukların, yaşlıların ya da hastaların bakımını kimin üstlendiği sorusu bu konunun çok belirgin bir örneğidir. Bu işi yapan erkeklerin de var olduğunu hepimiz biliyor olsak da, toplumdaki yaygın örneklere baktığımızda, gerek ücretli işlerde gerekse daha geniş ölçekte anne, eş, kız, gelin gibi sıfatlarla akrabalara, dostlara veya komşulara karşılıksız olarak verilen hizmetlerde söz konusu bakım işini yapanların çoğunlukla kadınlar olduğunu görüyoruz (Klatzer, 2012; s.9).
Bu çalışma toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme prensiplerini kullanarak belediyelerin toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamasına katkıda bulunmak için hazırlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümü toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme (TCDB)’nin ne olduğu ile başlamakta, TCDB’ye neden yerel yönetimlerde ihtiyaç duyulduğu ve TCDB’nin sağladığı faydalar ele alınacak. İkinci bölümde kamu bütçe ve bütçe süreçlerinin kadın ve erkeği nasıl farklı şekillerde etkilediğini, TCDB’nin bütçe süreçlerine nasıl entegre edilebileceğini ve TCDB süreçlerinde farklı aktörlerin üstlendiği rolleri açıklamaktadır. Üçüncü bölüm TCDB’nin yerel ve merkezi hükümet seviyesindeki kullanımlarının birbirinden farklılıkları ortaya konularak dünyadaki uygulamalarında yerel yönetimlerin daha başarılı olmasının nedenleri tartışılarak Türkiye’de yerel yönetimlerde uygulanabilmesi için öneriler yer almaktadır.
- Pozitif Ayrımcılık ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
Pozitif ayrımcılık, tarihsel olarak dışlanmış grupların, başta eğitim, istihdam ve siyaset gibi alanlara katılımlarını sağlayarak bu gruplara temsil imkanı vermeye çalışan bir dizi kurumsal politika ve uygulamayı ifade etmektedir. Pozitif ayrımcılık politikaları farklılıklar temelinde bir politika anlayışı ile yakından ilgilidir. Bir anlamda etnik aidiyet, cinsiyet, ırk gibi farklılıklar temelinde şekillenen fiili ayrımcılığın önüne geçilmesi amacıyla bu farklılıklar lehine, telafi edici bir “ayrımcılığı” savunur. Bu aynı zamanda, liberal eşitlik ve vatandaşlık teorilerinin radikal bir eleştirisidir. Pozitif ayrımcılık, fiili eşitsizlikleri ortadan kaldırmaya yönelen bir eşitlik politikasıdır (Demir, 2011; s.139).
Toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında pozitif ayrımcılık politikaları, kadınlar ve erkekler arasındaki “fark”lardan hareket eder. Bu farklar, temelde kadınların kamusal hayattan dışlanmış olmalarına neden olan farklılıklardır. Kuşkusuz bu kavrayışın geliştirilmesinde en büyük katkı, kadın hareketinin farklı strateji ve eleştirileri temelinde dillendirdiği talepler olmuştur (Öztan, 2004:204).
Kadınların erkekler karşısında eşit olduğu düşüncesi birçok dini metinde yer almıştır. Özellikle 1400 sene önce yüce kitabımız Kuran’ı Kerim’de “erkeklerin kadınlar üzerinde kadınlarında erkekler üzerinde hakları olduğunu”[*] belirterek her iki tarafın da birbirlerinden üstün olmadıkları ifade edilmiştir. Daha sonraki süreçte bu eşitliğin mücadelesi 1789 Fransız Devrimiyle başlamış fakat erkeklerle eşit haklara sahip olma mücadelesi ancak 20. yy’da sonuç vermeye başlamıştır (Demir, 2011; s. 140).
Kadın sorunlarıyla ilgili 20. yy’ın ilk yarısında kabul edilen anlaşmalar belirli sosyal problemleri tanımlamak için -insan ticaretini önlemek veya kadınların iş yaşamına katılımlarını sağlamak gibi- oluşturulmuştur. II. Dünya Savaşı’ndan sonra, toplumsal ve özel hayatta kadınlara karşı ayrımcılığı tanımlayan ve kadınların temel insan haklarından ve özgürlüklerinden yararlanmalarını sağlamaya yönelik sözleşmeler kabul edilmiştir (Erşek, 2006:4).
ABD’de 1950’li yıllardan itibaren, önce siyah ırk ayrımcılığına karşı geliştirilen politikalar aracılığıyla gündeme gelen pozitif ayrımcılık, bugün dünyanın pek çok yerinde, çeşitli alanlarda ve biçimlerde uygulama alanı bulmaktadır. Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik olarak pozitif ayrımcılık politikalarının diğer ülkelerde de yaygınlık ve çeşitlilik kazanmasında İkinci Dalga Kadın Hareketinin dinamikleri ile uluslararası örgütler düzeyindeki geliştirilen duyarlılığın büyük rolü olmuştur (Demir, 2011; s. 140).
Özellikle 1975 yılında “BM Kadın On Yılı”nın ilan edilmesi sonrasında, bu alanda daha kapsamlı politikalar geliştirilmiş ve cinsiyet eşitliği konusundaki temel belgelerden biri olarak kabul edilen ve üye devletleri “kadın-erkek eşitliğini fiilen sağlamak için geçici ve özel önlemler alma” yükümlülüğü altına sokan Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi de (CEDAW), bu dönemde kabul edilmiştir. Bunların yanı sıra Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi kapsamında da cinsiyet eşitliğini gerçekleştirme yönündeki politika ve uygulamalar fırsat eşitliği anlayışının ötesinde, fırsat önceliği ve pozitif ayrımcılık doğrultusunda gelişmiştir (Öztan, 2004:209).
Avrupa Birliği Komisyonu, ilk kez 1996 yılında fırsat eşitliği kavramının içeriğini genişletip “kadın politikası” yerine “eşit cinsiyetler görüşü”nü (gender perspective) benimseyerek, “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” (Gender Mainstreaming) kavramını kabul etmiştir (Erkan, Şentürk, Akbaş, Paksoy; 2012, 87). 1 Mayıs 1999 tarihinde onaylanan Amsterdam Sözleşmesinde ise cinsiyetler arası aktif eşitlik politikalarının Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ ne göre biçimlendirilmesi yönünde üye ülkeler için bağlayıcı bir hüküm yer almıştır. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği tek taraflı feminist kadın politikalarına kıyasla her iki cinsiyete eşit değer veren, kadın ile erkeklerin potansiyellerinin gün ışığına çıkmasına ve uygun alanlarda aktif olarak kullanılmasına fırsat eşitliği çerçevesinde imkân verir (Seyyar, 2010; s. 1).
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, kadın ve erkekler tarafından kadın ve erkekler için üretilen sosyal politikalar olarak da belirtilmektedir. Hem kadınlar, hem de erkekler, ayrımcılığa tâbi tutulmaksızın “Cinsiyetler Eşitliği” ekseninde eşit haklara sahip olmalıdır. (Seyyar, 2010:1). Birleşmiş Milletler’in, hazırladığı raporlarda “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ile kadınların daha ön plana çıkartılmasını değil geride kalan kadınların erkeklerle eşit seviyeye getirilmesine yönelik çalışmaların yapılmasını” vurgulamıştır (UN, 1997:2).
Toplumsal cinsiyet ile ifade edilen, biyolojik cinsiyet temelinde fakat bunun ötesinde sosyal ilişkiler ile oluşturulan kimlik olarak belirtilmektedir. Diğer taraftan sosyal yönden kadın ve erkeğe verilen roller ve sorumluluklar olarak ifade edilebilir. Bugüne kadar uygulanan politikalarla toplumsal yaşamın düzenlenme biçimlerine bakıldığında, evrensel olarak kadınların rolleri ev içinde, aile içinde, ücretsiz bakım hizmetlerini üstlenmeleri ile tanımlandığı görülmektedir (Şenesen,2008:1).
Cinsiyet eşitliği yaklaşımının mali boyutunu ise bütçe politikaları oluşturmaktadır. Çünkü devletin mali alanda en önemli politika aracını devlet bütçeleri meydana getirmektedir. Böylece devlet bütçelerinde kadın-erkek eşitliğinin ön planda tutulması gerekliliği, cinsiyete duyarlı bütçeleme kavramını ortaya çıkarmıştır (Tüğen ve Özen, 2008:2).
- Cinsiyet Bütçesi Kavramı
İktisat ilmi ekonomi ve bütçe politikalarını belirleyenlerin başlıca bilgi ve danışma kaynağı olmakla birlikte, bu bilim dalı uzunca bir süre toplumsal cinsiyet konusunu tamamen göz ardı etmiştir. Ekonomi teorileri çerçevesinde bugün bile çok geniş kabul gören varsayıma göre, ekonomi politikalarının oluşturulma süreci kadınları ve erkekleri aynı şekilde etkilemektedir. Günümüzde geçerli olan varsayıma göre, hem kadınlar hem de erkekler karar verme ve eyleme geçme bakımından eşit imkanlara sahiptir. Toplumsal cinsiyeti göz ardı eden bu kamu politikaları ve özellikle de toplumsal cinsiyeti göz ardı eden bütçe politikaları yeterli görülmektedir (Klatzer, 2012; s.11).
Ne var ki, kadınların ve erkeklerin toplum içindeki ekonomik ve sosyal konumları farklıdır ve dolayısıyla devletin yahut belediyenin iktisadi faaliyetleri kadınları ve erkekleri değişik şekillerde etkilemektedir. Ekonomi, sosyal güvenlik ya da emek piyasası politikaları gibi temel politikalar, sadece kadınları hedefleyen politikalara ayrılan ve sınırlı olagelmiş kaynaklara kıyasla, erkeklerin ve kadınların hayatlarını çok daha fazla etkileme gücüne sahiptir (Klatzer, 2012; s.11).
Klasik toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları ve pozitif ayrımcılık uygulamaları, kadınların toplum içindeki yerinin iyileştirilmesi ve eşitsizlikle mücadele edilmesi bakımından son derece önemli politika alanları olarak kabul edilmektedir. Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme, kadınların yaşamlarında kayda değer bir fark meydana getirmek ve toplumsal cinsiyet eşitliği hedefine ulaşmak için belirlenmiş politikalara odaklanılması gerektiği fikrinden hareket etmektedir (Klatzer, 2012; s.11). Yerel yönetimlerde bu konular daha açık olarak belirlenebilirken, merkezi devlette belirleyebilmek daha zordur.
Cinsiyet bütçesine kadınlar için ayrı düzenlenmiş bir bütçe olarak bakmamak gerekir. Esas olarak cinsiyetin amaç olarak alındığı bir bütçe ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Bu bütçenin meydana getirilmesindeki amacın, kamu gelir ve harcama analizlerinin cinsiyet perspektifinde ele alınmasını sağlayarak, erkek, kadın ve çocuklarının üzerindeki etkilerini ve sonuçlarını belirlemek olduğu ifade edilmektedir. Cinsiyet bütçesinde en önemli konuların, cinsiyet eşitliğini sağlayabilmek için oluşturulacak mali önlemlerin ne derece etkili olacağı ve bu önlemlerin cinsiyet eşitsizliğini azaltıp azaltmayacağı ya da artırıp artırmayacağı veya hiçbir etki oluşturup oluşturmayacağı etrafında toplandığı görülmektedir (Meriç, 1997; s. 60).
Devlet bütçeleri genellikle devletin üstlendiği çeşitli fonksiyonları yerine getirmek amacıyla hazırlanmaktadır. Büyük oranda bu görevler içinde yer alan kadınlara ve erkeklere yönelik bu hizmetlerde, farklı sosyal gruplar olarak belirlenmiş rollerin, sorumlulukların ve yeteneklerin göz önüne alınmadığı görülmektedir. Cinsiyete tarafsız bir perspektiften bakarak oluşturulan bu bütçelerin, kadın ve erkekler üzerindeki farklı etkilerini de göz önüne almadığı görülmektedir. Çünkü onların herhangi bir toplumdaki rolleri, sorumlulukları ve yetenekleri asla aynı değildir.
Genelde farklılıklar toplumda eşitsizlikler oluşturarak, kadınların aleyhine gelişmiştir. Bu nedenle devletin yerine getirmesi gereken hizmetler ile ilgili, karar verme sürecinde kadın ve erkek için mi sorusunun cevabının verilmesinde, bu bütçelerin önemli bir araç olacağı düşünülmektedir. Yapılan çalışmalarda bütçe programlarının sayısal olarak erkek ve kadınlara yönelik eşit miktardaki bir harcama şeklinde yapılmadığı görülmektedir. Kadınlar ve erkekler farklı ihtiyaçlara sahip olabilirler veya kendileri için yapılacak harcamanın gelirini sağlayabilirler. Mesela; sağlık programlarında anne sağlığı ile ilgili harcamalar kadınlara yöneliktir, erkekler bu hizmetlerden yararlanamazlar.
Diğer taraftan tam kamusal mal olarak ifade ettiğimiz; cadde aydınlatmaları, savunma, güvenlik, adalet gibi bazı malların yararlanıcılarını kadın ve erkek olarak belirlemek de mümkün değildir. Öyleyse cinsiyet bütçesi, kamu gelir ve harcamalarının % 50 sinin kadınlara % 50’sinin de erkeklere yönelik olması değildir. Çünkü bu durumda milli gelirin büyük bir kısmının kadınlardan erkeklere aktarılması söz konusu olacaktır. Çalışan nüfusun büyük çoğunluğu erkek nüfus olduğunu düşünürsek bunu doğru olarak kabul etmek gerekmektedir. Bunun sonucunda erkek nüfusun daha yüksek vergi ödemesi adalet açısından da doğru görülmektedir. Oysa özellikle kadınların aileyle ilgilenmek gibi ücreti olmayan işlerde ve benzeri yerlerde çalıştıkları düşünülürse, milli gelire kadınların erkeklerden daha çok katkıda bulunduklarını belirtmek gerekir. Cinsiyet bütçelerinin bu konulara odaklanarak, vergi ve harcama sistemlerini bunlar üzerinde kurmaya çalıştığı görülmektedir. (Bkz; Elson; 1998, ss.929-941; Budlender ve Sharp; 1998, s. 1; Fitzgerald; 1999, s. 3.).
- Cinsiyet Bütçesinin Faydaları
Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, varlığını ısrarla sürdüren eşitsizlikler arasında devam etmektedir. Bu durum Vatandaşların refahına katkıda bulunmak ve zenginliklerin ve kaynakların uygun şekilde dağıtılmasını temin etmek, genelde kamu politikalarının, özelde ise bütçe politikalarının ana hedeflerinden biridir.
Kaynakların kadınlar ve erkekler arasında eşit olarak dağıtılması meselesini önemli bir politika hedefi haline getirmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitliği hedefine ulaşılabilmesi için kadınlar ve erkekler açısından varılan sonuçların eşit olması gerekir. Bu durum, kadınların ve erkeklerin aynı politikalardan eşit şekilde fayda görebilmeleri için birbirlerinden farklı olabilecek ihtiyaçların, tercihlerin ve hakların dikkate alınması gerektiğini akla getirmektedir. Bu açıdan bakıldığında cinsiyete duyarlı bütçeleme girişiminin önemini vurgulayan en açık sonuçlardan birisi kadınların ekonomik eşitliklerinde meydana gelen gelişmedir (Bilge, 2010; s.508). Bu çerçevede ele alınan cinsiyet bütçelerinin aşağıdaki faydaları sağladıkları ifade edilmektedir (Klatzer, 2012; s.12).
- Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması
- Kadın haklarının kazanılması
- Fakirliğin azaltılması
- Ekonomik üretkenliğin artırılması
- Hesap verilebilirliğin ve şeffaflığın artırılması
- Politika hedeflerinin gerçekleşmesinin sağlanması
- Toplumsal cinsiyete duyarlı yaklaşımların geliştirilmesi
- Demokratik yönetişimin sağlanması
- Cinsiyet Bütçesinin Ölçülebilirliği
Kamu mal ve hizmetlerinden daha çok kadınların mı yoksa erkeklerin mi yararlandığını belirlemenin bir yolu var mı? Ayrıca, kamu harcamalarında yapılan kesintilerin yol açtığı sonuçlar nasıl ortaya konabilir ve karşılaştırmalı olarak incelenebilir?
Toplumsal cinsiyete göre ayrıştırılmış veriler kadınların ve erkeklerin toplum içindeki durumlarını ortaya koyarken, göstergeler zaman içinde yaşanan değişiklikleri ölçmektedir. Bir ortamda belirli bir süre zarfında yaşanan değişikliği gösteren istatistiksel ölçüye “gösterge” denmektedir (örnek: Türkiye’de erkeklerin fakirlik oranı 2002’de %26,72 iken 2006’da %17,32’ye düşmüş iken, kadınların fakirlik oranı 2002’de %27,19 iken 2006’da %18,27’ye düşmüştür) (Klatzer, 2012; s. 33).
İstatistiklerden farklı olarak göstergeler yalnızca olguları sunmayıp belirli normla yapılan karşılaştırmayı göstermektedir. Dolayısıyla toplumsal cinsiyete duyarlı bir gösterge, zaman içinde toplumsal cinsiyetle ilgili değişikliğin ölçümü anlamına gelmektedir (örnek: bir ülkedeki kadın okuryazarlığı ile erkek okuryazarlığı arasındaki fark, indeks: erkekler=100, 1970:35, 2000:60). Göstergelerin bir alt kümesi ve çoğunlukla cinse özel şeklinde adlandırılan göstergeler, sadece kadınlarla yahut sadece erkeklerle ilgili alanlarda yaşanan değişiklikler anlamındadır. Bu kategorideki göstergeler arasında anne ölümleri, prostat kanseri olan erkeklerin sayısı bulunmaktadır. Göstergeler, çok miktarda istatistiksel bilgi içindeki belirli olgulara işaret edilmesi açısından özel bir işlev görürler (Klatzer, 2012; s. 34). Dolayısıyla, gösterge seçimi çok önemlidir, zira seçilen gösterge, amaçların göstergeler yoluyla izleme faaliyetine dönüştürülebilmesi için, sabit bir süre zarfında ne kadar ilerleme sağlanacağına dair somut hedeflerin belirlenmesi gereklidir. Mesela, “kadınlara yönelik cinsel şiddet olaylarının sayısı bir yılda %50 azaltılmalıdır”, “şiddet gören kadınlar için sığınma evlerinin sayısı 2020 yılına kadar iki katına çıkarılacaktır”( Klatzer, 2012; s. 36).
Değerlendirmede genelde aşağıdaki kriterler kullanılmaktadır (Klatzer, 2012; s.31):
- İstihdam – Kamunun herhangi bir eylemi kadınlar için mi yoksa erkekler için mi daha fazla istihdam yaratıyor, yoksa eşit düzeyde istihdam mı doğuyor?
- Haklar – Kamunun herhangi bir eylemi erkekler yahut kadınlar lehine daha fazla hak doğuruyor mu veya her iki cins eşit haklara mı sahip oluyor?
- Ücretsiz kadın işçiliği – Kamunun harcamalarını kısmak için alınan tedbirler daha çok sayıda kadının ücretsiz iş yapmasına sebep oluyor mu?
Bütçe analizi, kamu harcaması kesintilerinin farklı düzeylerde erkekler ve kadınlar üzerinde son derece eşitsiz bir dağılım gösterdiğini ortaya çıkardı. Kamunun ekonomik tasarrufa gittiği dönemlerde kadınların durumu daha da kötüye gitti. İncelemeye konu olan yıllarda, federal düzeydeki, kanton düzeyindeki ve sosyal kamu fonlarının çok küçük bir kısmı kadın işçiliğinin yüzdesinin fazla olduğu istihdam alanlarına harcanmıştı. Ayrıca, kadınların istihdamı açısından çok önemli olan çalışmalara yönelik bütçe kesintilerinin ortalama üstü etkileri de çalışmada gösterilmiştir. Ortalama üstü tasarruflar, kesintilerin ücretsiz kadın işçiliğinin artmasına yol açmış olduğu sahalarda da yapılmıştır (örneğin, çocuk bakımı altyapısı ve yatalak hasta bakımı) (Klatzer, 2012; s. 31).
Cinsiyete duyarlı bütçelemede göstergeler konusunda aşağıdaki Avusturya vergi uygulamasının iyi bir örnek teşkil ettiği görülmektedir (Klatzer, 2012; s.32).
Örnek : Vergilendirmenin Toplumsal Cinsiyete Etkisi : Avusturya Gelir Vergisi Analizi
Avusturya’daki gelir vergisi konusunda Avusturya Finans Bakanlığınca yapılan bir çalışmada, vergi kanunları ve vergi tarifeleri toplumsal cinsiyet konusunda tarafsız şekilde düzenlenmiş olsa da vergilerin toplumsal cinsiyet açısından incelenmesinin son derece yerinde olduğu gösterilmiştir. İşgücü piyasasında toplumsal cinsiyetler arasında mevcut olan büyük ücret farkları ve ayrışma göz önünde bulundurulduğunda, kadınların ortalamada erkeklerden daha az gelir elde ettiği görülmüştür. Gelir vergisinin toplumsal cinsiyetler arasında farklı sonuçlar doğurmasının ana sebebi budur. Artan oranlı gelir vergisi (yani, daha yüksek gelir sahiplerinin gelirlerinin daha büyük bir kısmını vergi olarak ödemeleri) sistemi, toplumsal cinsiyetler arasındaki ücret farkını azaltma eğilimini göstermektedir. Buna rağmen, Avusturya’da gelir vergilerine ek olarak sosyal güvenlik katkı payları da düşülmektedir. Sosyal güvenlik katkı payları, belirli bir eşiğe kadar gelirin sabit bir kısmı şeklinde hesaplanmaktadır ve gelir çok daha yüksek olsa da bu sabit kısmın ötesinde ödenmesi gereken herhangi bir pay bulunmamaktadır. Sosyal güvenlik ödemelerinin bu şekilde yapılıyor olması, erkeklerin ortalamada gelirlerinin daha az bir kısmını ödemeleri sonucunu doğurmaktadır ki bu durum da gelirler arasındaki farkı arttırmaktadır.
Ayrıca Avusturya’yla ilgili çalışmada, gelir vergisi sisteminde vergi indirimlerinin toplumsal cinsiyet açısından analizide yapılmış ve buna göre yalnız başına yaşayan eşin yararlandığı vergi indirimi hariç olmak üzere, erkeklerin vergi indirimlerinden daha fazla yarar sağladığı tespit edilmiştir (örneğin işe gitmek için uzun yol kullanım indirimi veya ailedeki tek ücretli çalışan olma dolayısıyla verilen indirim).
Gelir vergisinin ve sosyal güvenlik ödemelerinin yanı sıra, genel vergi düzeni de toplumsal cinsiyet açısından hesaba katılması gereken çok önemli sonuçlar doğurmaktadır. Örnek vermek gerekirse, daha az gelir elde ediyor olmaları sebebiyle kadınlar gelirlerinin daha fazla kısmını tüketime ayırmakta ve bu sebeple Katma Değer Vergisi gibi dolaylı vergilerde yaşanan artışın kadınlar üzerindeki etkisi daha fazla olmaktadır.
- Cinsiyet Bütçesi Uygulamaları
Cinsiyet bütçesi ilk olarak 1984 yılında Avustralya’da Federal düzeyde uygulama kararı alınmıştır. Güney Afrika’daki sivil toplum kuruluşları ile birlikte parlamento komisyonları 1995’de cinsiyete duyarlı bütçelerin analizleri üzerinde çalışmaya başlamışlardır. Güney Afrika devleti de 1997’de cinsiyete duyarlı bütçe analizini takibe başlamıştır. Diğer taraftan bazı Avrupa ülkeleri mesela İrlanda, Avrupa Yapısal Fonlarıyla birlikte, bu alanda tecrübeler edinmektedir. Diğer Avrupa ülkeleri de, Avustralya ve Güney Afrika’daki cinsiyet bütçeleri konusundaki çalışmalardan etkilenmişlerdir. Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkelerinde de birçok cinsiyet bütçesi ile ilgili çalışmaları yapılmaktadır. Gelişmekte olan ve İngiliz Milletler Topluluğu üyesi ülkeler de cinsiyet bütçesi denemelerine başlamıştır. İngiliz Milletler Topluluğu Maliye Bakanları cinsiyet bütçesini spesifik bir gündem maddesi olarak ele alarak, makro ekonomik gelişmeyle nasıl bağlantılı olduğunu araştırmışlardır. Politikacılar ve sivil toplum kuruluşları, İngiltere’deki cinsiyet bütçesi ile ilgili analizlerde ortaya çıkan faydaları görerek, çeşitli platformlarda kullanmaya başlamışlardır. Özellikle cinsiyet eşitliğine yönelik politikalar geliştirmede bu bütçelerin önemli katkıları olduğunu kabul etmişlerdir (Stotsky, 2006:24).
Cinsiyet bütçesi uygulamaları federal düzeyde sadece Avustralya’da uygulanırken, diğer ülkelerde yerel yönetimler düzeyinde uygulama alanı bulmuştur.
- Yerel Yönetimler ve Cinsiyet Bütçesi
Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında yerel yönetimler merkezi yönetime göre daha etkin konumdadır. Çünkü hizmetler ve kaynaklar yerel düzeyde verilmekte ve kadınların ekonomik haklarında ve ekonomiye katılımlarında bu düzeyde gerçekleşen iyileştirmeler, gerek kadınların gerekse toplumdaki herkes üzerinde doğrudan sonuç vermektedir. Katılımcı nitelikteki ve kadınların ve dezavantajlı kesimlerinin seslerinin duyulmasını sağlamayı amaçlayan planlama ve bütçeleme yaklaşımları yerel düzeyde özellikle sonuç verici ve etkili olmaktadır.
- Cinsiyet Bütçesinde Bütçeleme Süreci
Bütçeleme ve bütçe süreci genellikle çok teknik ve anlaşılması zor konular şeklinde sunulur ve bu nedenle finansal politikalar ve bütçeleme teknikleri alanlarındaki uzmanlara bırakılır. Bütçenin teknik kısımlarını anlamak ve gerek duyulan bilgileri almak için uzmanlarla işbirliğine gitmek yararlı olsa da, bütçenin siyasal niteliğini de göz önünde bulundurmak gerekir. TCDB’yi yapanın kim olduğuna –özellikle de söz konusu kişinin hükümet içinde mi yoksa dışında mı olduğuna- bağlı olarak bütçeleme süreci farklılık taşımaktadır. Belediyelerin bu süreçte politik planlamadan çok bütçeleme üzerinde durmaları gerekmektedir. Böylece bütçeleme sürecinin her aşamasında cinsiyete duyarlı hizmetlerin yer alması sağlanabilir. Cinsiyete duyarlı bütçeleme sistemi ile diğer bütçe sistemleri arasında bütçe süreci yönünden çok büyük farlılık bulunmamaktadır (Klatzer, 2012; s.19).
Kamu bütçelemesinde klasik olarak girdi odaklı yaklaşım hakim olsa da, modern bütçeleme sistemleri özellikle sonuç ve performans ve de program bazlı yaklaşımlar da artan bir şekilde tüm dünyada benimsenmektedir. Klasik bütçelemede girdilere, yani elde bulunan para ve personele odaklanılmaktadır ve kamu yönetimi faaliyetlerinin itici gücü bu girdilerdir. Giderek artan bir şekilde bütçe reformlarında faaliyetlere (programlara) yani kamu programlarının sonuç ve performanslarına ağırlık verilmektedir. TCDB ve sözü geçen yeni bütçeleme sistemlerinde ortak pek çok yaklaşım ve yöntem kullanılmaktadır. TCDB toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki sonuçlara ve performansa odaklanmakta ve hükümetlerin hesap verebilirliğini geliştirmek amacını taşımaktadır ki bu amaç yukarıdaki bütçe sistemlerinin önemli aşamalarını oluşturduğu görülmektedir (Klatzer, 2012; s. 22).
- Cinsiyet Bütçesinin Aktörleri
Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme faaliyetine çok sayıda aktör rol oynar. Belediye bünyesinde, belediye başkanı, belediye kurumu, belediye encümeni, belediye meclisi ve bütçe ve planlama birimleri ile toplumsal cinsiyetle ilgili birimler önemli işlevler üstlenebilir. Belediye yönetiminin TCDB girişimini başlatıp uygulamaya koymasıyla birlikte, TCDB yaklaşımının olağan bütçeleme ve planlama süreçlerine katılması sağlanacaktır. Diğer taraftan belediyelerin böyle bir çalışmada derinlemesine toplumsal cinsiyet analizi yapılmasına imkan tanıyacak istatistiksel verilere erişimi daha kolaydır. Özellikle belediye başkanı planlama ve bütçeleme faaliyetlerinde toplumsal cinsiyet eşitliği öncelikleri konusunda yol göstererek süreci hızlandırmada önemli bir rol oynayabilir. Genel olarak, idare bünyesindeki planlama, bütçeleme ve toplumsal cinsiyet birimleri arasındaki işbirliğinin çok yararlı olduğu yapılan uygulamalarda görülmüştür (Klatzer, 2012; s. 25).
- Belediye Meclisi
Belediye Meclisi, belediye başkanının teklif ettiği bütçe tasarısının görüşülmesinde, değiştirilmesinde ve nihai olarak kabul edilmesinde stratejik bir rol üstlendiği için, TCDB faaliyetleri açısından yararlı bir başlangıç noktası olarak karşımıza çıkmaktadır. Meclis üyeleri bütçe tartışmaları sırasından toplumsal cinsiyetle ilgili konuları gündeme getirebilir, toplumsal cinsiyet eşitliğinin ve kadınların öncelik ve ihtiyaçlarının karşılanmasına yetecek kaynakların ayrılmasına yönelik değişiklik tekliflerinde bulunabilir. Meclis yahut Meclis üyeleri sivil toplum kuruluşlarıyla, Kadın Meclisiyle ya da diğer paydaşlarla ortak hareket ederek toplumsal cinsiyet eşitliğiyle ilgili önemli hususlar hakkında gerekli bilgileri ve hazırlık malzemelerini temin edebilir, ilgili incelemeleri yapabilir ve halk desteğini ve basın yayın organlarının bu hususları haberleştirmelerini sağlayabilir.
Meclis bünyesinde ise toplumsal cinsiyet meselelerine destek verenlerin ilgili komisyonlara ve özellikle bütçe ve finans komisyonlarına dahil olmaları ya da bu komisyonların üyeleri arasında kendilerine destekçiler bulmaları önemli olacaktır. Özetle, Meclis, toplumsal cinsiyet eşitliği konularının vurgulanmasında, kamu idaresinin TCDB yaklaşımını uygulamaya ikna edilmesinde ve idareye konuyla ilgili rapor verilmesi talebinin yöneltilmesinde, toplumsal cinsiyet eşitliği konularının idarenin her türlü uygulama ve evrakına dahil edilmesinde önemli bir rol oynayabilir. Dolayısıyla Meclis, bütçe tartışmaları bağlamında toplumsal cinsiyet eşitliği meselelerini gündeme getirme imkanına sahip olmanın yanı sıra, bu meselelerin stratejik plan ve performans programları çerçevesinde tartışılmasını ve kabul görmesini de sağlayabilir.
TCDB konusunda idare içindeki aktörler önemli bir rol oynayabilir; ancak dünyadaki pek çok örneğin gösterdiği üzere idare dışındaki aktörler de TCDB girişimlerinin teşvik edilmesi ve uygulamaya konmasında kayda değer bir işlev üstlenmiştir. Sivil toplum aktörleri, yurttaşların ve özellikle politika yapıcılara erişimi daha az olan kadınların ve diğer grupların önceliklerinin belediyedeki ve belediye meclisindeki karar vericilere iletilmesini sağlama konusunda önemli bir rol oynayabilirler. Bu bağlamda kadın meclisleri ve diğer kadın STK‘ları önemli aktörler olarak belirmektedir.
Sivil toplum aktörlerinin yerine getirebileceği diğer bir görev de, kadınlar ve toplumsal cinsiyet eşitliği açısından önemli konular hakkında araştırma yapmak ve toplumsal cinsiyet eşitliği ve TCDB konusunda, meclis üyelerine veya belediye çalışanlarına uzmanlık desteği sağlamak olabilir.
- Üniversiteler ve Diğer Araştırma Kurumları
Üniversiteler ve diğer araştırma kurumları, TCDB ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki araştırma sonuçlarını ortaya koyarak tartışmayı canlandırabilir. Gerek belediyeye gerekse sivil toplum aktörlerine uzmanlık ve danışmanlık desteği sağlayabilir. Kamu politikalarının ve bütçelerin toplumsal cinsiyet üzerindeki etkilerine dair derinlemesine bilgi sağlayan araştırma ve değerlendirmeler, değişim süreçlerine yol göstermek açısından çok önemli bir görev görebilir. Ayrıca, araştırma kurumları belediye düzeyindeki çalışmalar konusunda kuramsal değerlendirme ve düşünce üretebilir.
- Medya
Yerel ve ulusal medya, Belediye Meclisindeki tartışmaları bildirerek ve toplumsal cinsiyet eşit(siz)liği konusunu vurgulayarak idare bünyesindeki ve dışındaki toplumsal cinsiyet eşitliği taraftarlarının önemli bir destekçisi olabilir. Ayrıca, medya TCDB konusundaki başarılı uygulamalara ve bunların yararlarına dair bilgileri paylaşarak fayda sağlayabilir. Özellikle sivil toplum aktörleri açısından medyayla birlikte hareket etmek toplumsal cinsiyete duyarlı politikalara yönelik taleplerin daha geniş bir kitleye duyurulması açısından önemli bir strateji olabilir.
- Yerel Yönetimlerde Cinsiyete Duyarlı Bütçe Uygulama Örnekleri
Cinsiyete duyarlı bütçe uygulamaları konusunda TCDB anlayışı Ülkemiz için yeni, dünya genelinde özellikle de Avrupa Birliğinde (AB) ise uygulana gelen bir kavramdır (Genç, 2011;134). TCDB anlayışıyla ilgili olarak, Almanya’nın Berlin ve Münster Belediyeleri, Arnavutluk’un Elbasan Belediyesi, Sırbistan’ın Voyvoda Belediyesi ile Türkiye’nin Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Nilüfer Belediyesi uygulamaları aşağıda incelenmiştir.
- Berlin Belediyesi, Almanya (Klatzer, 2012; s. 41.)
Toplumsal Cinsiyet Bütçelemesi yaklaşımı Berlin’de kademe kademe uygulanmış, farklı bölge ve mahallelerde pilot çalışmalar yapılarak işe başlanmış, sonrasında bütçenin daha fazla harcama kalemini kapsayacak şekilde faaliyet genişletilmiştir. Berlin’de hizmetlerden yararlananlara yönelik bir temel yöntem kullanılmıştır: Toplumsal Cinsiyet Bütçesi çalışmasının temel amacı, hizmetleri kullananların kimler olduğunu incelemek, kamu harcamalarından yararlanan kadınların/kız çocuklarının ve erkeklerin/erkek çocuklarının sayısına bakmak olmuştur. İnceleme sonucunda kamu idaresinin, kendi yürüttüğü toplumsal cinsiyet politikaları konusunda düşünmesini sağlamak ve politikaların ve bütçelerin toplumsal cinsiyete duyarlılığını arttırıcı itici gücü temin etmek hedeflenmiştir.
| Tablo 1. 2008/9 yıllarında Berlin’de mahalle düzeyinde yapılan Toplumsal Cinsiyet Bütçesi çalışmasından elde edilen Toplumsal Cinsiyet Verileri Örnekleri (Tempelhof-Schöneberg) | |||||
| Bütçe kalemleri | Bütçe (€) | Kullanım | |||
| Sayı | Oran (%) | ||||
| Kadın | Erkek | Kadın | Erkek | ||
| Kütüphaneler | 1.637.410.- | 1.027.725 | 504.964 | %67,1 | %32,9 |
| Müzik Okulu | |||||
| Müzik dersleri | 3.657.958.- | 58.252 | 43.410 | %57,3 | %42,7 |
| Konserler | 66.342.- | 318 | 118 | %72,9 | %2,1 |
| Sürekli Eğitim | |||||
| Göçmenlere yönelik dil kursları | 921.664.- | 18.858 | 5.257 | %78,2 | %21,8 |
| Kurslar ve diğer etkinlikler | 1.686.404.- | 30.188 | 9274 | %76,5 | %23,5 |
| Okul diploması almak için devam edilen kurslar | 305.392.- | 20.492 | 16.767 | %55,0 | %45,0 |
- Münster Belediyesi, Almanya (Klatzer, 2012;. s. 37).
Münster’de benimsenen yaklaşım, bütçelerle ve bütçe süreçleriyle ilgili ayrıntılı bilgilere doğrudan erişimin bulunmadığı bir girişime örnektir. Bu yaklaşımda temel amaç, halkın dikkatini kamu bütçelerine çekmek, daha geniş halk kitlelerini konuyla ilgili kılmak ve kadın girişimlerine ayrılan fonları arttırmak olmuştur. Kaynakların az olduğu durumlarda bu yaklaşım kullanılabilir.
Münster yaklaşık 280.000 sakini olan bir Alman şehridir. Münster’deki kadın grupları, kadın girişimleri için çok düşük bütçelerin ayrıldığı ve finansal ihtiyaçların arttığı bir ortamda faaliyet göstermeye başladılar. 1990’ların başında Münster belediyesi muhafazakâr bir idare altında idi ve kadın grupları çalışmaları için fon bulmakta çok sıkıntı çekiliyordu. Kadın sığınma evleri, kadın merkezleri, kadınların kendilerini savunmaları, kadınların spor yapmaları için girişimler ve aile danışmanlık hizmetleri gibi projeler belediyeden fon bulmakta zorlanmıştır. 1994 yılında kadın projelerine (aile hizmetleri de dahil olmak üzere) ayrılan fonlar toplam belediye bütçesinin %0.0138’ini oluşturmuş.
Bütçe çalışmalarının yapılması için ilk aşamada gerekli olan kaynak, şehrin kuruluş yıldönümü vesilesiyle sağlanan özel bir mali destek fonundan temin edilmiştir. Proje, belediye bütçesinin incelenmesiyle ve sonuçların halka ilan edilmesi için bir konferans düzenlenmesiyle başlamıştır. Kadın projeleri ve girişimleri için çok kısıtlı ve gittikçe azalan bütçelerin söz konusu olduğu bir ortamda belirlenen amaç, kadın girişimleri için ayrılan çok az miktardaki finansmanı belediye bütçesinde görünür hale getirmek ve mali politikalarda kadınların ihtiyaçları konusunda bilinçlendirme çalışması yapmak olarak belirlenmiştir. Bunlara ek olarak, belediye bütçesinin hazırlanması sürecinde şeffaflığın arttırılması ve kadın projelerine ayrılan belediye fonlarının oranının yükseltilmesi diğer amaçlar olarak da tespit edilmiştir.
- Elbasan Belediyesi, Arnavutluk (Klatzer, 2012; s. 43).
Arnavutluk’un merkezinde yer alan bir belediye olan Elbasan, ülkede katılımcı bütçe uygulaması yapan az sayıda belediyeden biridir. Katılımcı bütçeleme süreci çerçevesinde, belediye mahalli olarak topladığı gelirlerin yaklaşık %30’unu belediye sınırları içinde yaşayan yurttaşların belirlediği projelere aktarma taahhüdünde bulunmuştur. Düzenlenen halka açık toplantılarda, vatandaşların kendi mahallelerinin belediyenin bütçe imkanlarına uygun olan ve yerel bütçeden karşılanabilecek öncelikleri konusunda fikir alışverişi gerçekleştirmiştir. Belediye düzeyindeki imkanlar arasında şehrin ve yolların temizliği, okul ve hastane yatırımları, şehir içinde yeşil alan yatırımları, su sisteminin ve atık yönetiminin iyileştirilmesi gibi konular bulunmaktadır. Elbasan’daki yıllık katılımcı süreç yaklaşık iki ilâ üç ay sürmekte ve belediye çalışanlarınca idare edilmektedir. Şehir 23 mahalleye ayrılmıştır ve buralardaki vatandaşlar görüşmelerin yapıldığı halka açık toplantılara katılmaya davet edilmiştir. Vatandaşların önerdiği ve fonlanması istenen projelerden oluşan bir liste hazırlanmıştır.
Her bir toplantıda vatandaşlar kendilerini geçici mahiyetteki “merkez komisyonunda” temsil etmesi için bir kişiyi seçmektedir. Bu komisyonun görevi vatandaşların önerdiği projeleri incelemek ve bunlar arasından (önceden belirlenmiş kriterlere göre) pek çoğunu seçip sonrasında Belediye Meclisinin nihai onayına sunmaktır. Belediye Meclisi normalde sunulan projeleri ilave değişiklik yapmaksızın onaylamaktadır. Onaylanan projelerin uygulanması, yerel yetkililerin gözetiminde yapılmakta ve belediye, bir sonraki yıl yapılacak toplantılarında katılımcı bütçeleme süreciyle nelerin yapıldığını göstermek üzere bütün değişiklikleri kayıt altına alarak süreci izlemektedir.
Elbasan’da Birleşmiş Milletler Kadın Kalkınma Fonunca (UNIFEM) desteklenen TCDB pilot projesi çerçevesinde, TCDB çalışmalarının amaçlarından biri, kadınlar için daha katılımcı bir sürecin sağlanması olmuştur. Bizzat belediyenin kendisi, katılımcı bütçeleme sürecinin kadınların sesine nasıl yer verdiğini ve kadınların ihtiyaçlarını nasıl karşıladığını öğrenmek istemiştir.
Yukarıdaki çalışmaların sonucunda, önceki yıllarda %10 ila %30 olan kadın katılımcı oranlarıyla karşılaştırıldığında, 2009 yılında halka açık toplantılara katılanların yaklaşık %30 ila %50’si kadınlardan oluştuğu görülmüştür. Ayrıca vatandaşlar tarafından belediye bütçesinden finanse edilecek projeler konusunda nihai kararı vermesi için tayin edilen merkez komisyonuna kadınların katılımı konusunda göze çarpan bir artış sağlanmıştır.
- Voyvodina, Sırbistan (Klatzer, 2012; s. 50)
Sırbistan’ın özerk Voyvodina vilayetinde, Vilayet Çalışma, İstihdam ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Sekreterliği çalışanları tarafından “Voyvodina Özerk Vilayetinde Toplumsal Cinsiyet Bütçelemesine Doğru” adlı olarak bilinmektedir) desteğiyle planlanmış ve yürütülmüştür. Projeye bu rehberde yer verilmesinin sebebi, belirli programların ve kamu hizmetlerinin incelenmesiyle nelerin yapılabileceğini bu projenin gösteriyor olmasıdır. Proje aynı zamanda sivil toplum gruplarının, Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme yaklaşımının belediye ya da bölge düzeyinde benimsenmesi için yaptıkları lobi çalışmalarında örnek olarak gösterebilecekleri bir çalışma olarak karşımıza çıkmaktadır. Projenin amaçları şunlardır:
Toplumsal cinsiyet perspektifinin bütçeleme sürecine dahil edilerek, böylece fonların daha adil ve toplumsal cinsiyete duyarlı şekilde tahsis edilmesinin sağlanması amaçlanmıştır. Bunun sonucunda da mevcut toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin azaltılması ve toplumsal cinsiyet eşitliği teşvik edilmesi sağlanmıştır. Vilayet çalışanlarının ve karar alıcıların toplumsal cinsiyete duyarlı programların tesis edilmesine daha fazla katkıda bulunması sağlanmıştır. Vilayet bütçesinden tahsisat yapılarak, meclis üyelerinin bütçe süreçleri ve bütçenin kabulü konusunda eleştirel yaklaşımlar geliştirerek, toplumsal cinsiyet duyarlılığını teşvik etmenin amaçlandığı görülmektedir. Tüm bu imkanlardan yararlanılarak, vilayet bütçesinin toplumsal cinsiyet eşitliği göz önünde bulundurularak oluşturulması ve izlenmesi konusunda sivil toplum kuruluşlarının daha çok rol üstlenmesi istenmiştir.
- Türkiye’de Yerel Yönetimlerde CDBS uygulaması
Türkiye’de CDBS’ne yönelik uygulamaları son dönemde giderek artış gösterdiği görülmektedir. Özellikle bu artış yerel yönetimlerde daha da belirgin olarak görülmektedir. Bu alandaki çalışmalar aşağıda sunulmuştur:
Bu çalışmalardan birisi Türk Demokrasi Vakfı ile İstanbul Kadın Araştırmaları Merkezi’nin Marmara Boğazları Belediye Birliği’nin iştirakiyle “Yerel Yönetimlerde Cinsiyete Duyarlı Bütçe Yaklaşımı” Marmara illerinde uygulamaya başlamıştır*. Diğer bir çalışmada Sabancı Vakfı, Birleşmiş Milletler ve İçişleri Bakanlığı “Kadın Dostu Kentler” için 2006-2010 yılları arasında yürüttükleri 6 Pilot ilde (Trabzon, Urfa, Kars, Van, Nevşehir ve İzmir) uygulanmıştır. 2015 yılına kadar devam edecek olan bu programın ikinci aşamasında yeni kurumlarda (Milli Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, BM Kalkınma Programı (UNDP), BM Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlendirilmesi Birimi (UN Woman), Türkiye Belediyeler Birliği dahil olmuştur. Programın ikinci aşamasında 10 Pilot il (Aydın, Çanakkale, Edirne, Erzincan, Eskişehir, Kahramanmaraş, Kastamonu, Kayseri, Kocaeli ve Ordu) seçilmiştir*. Diğer taraftan AB’den alınan projeler kapsamında da cinsiyete duyarlı bütçe uygulamaları çeşitli illerde yürütülmektedir. Bursa Büyükşehir Belediyesi ile Nilüfer İlçe Belediyesi bu alanda önemli gelişmeler kaydetmiş iki belediyedir.
- Bursa Büyükşehir Belediyesi (Klatzer, 2012; s. 43)
Bursa Büyükşehir Belediyesi Kadın Meclisi, Bursa Büyükşehir Belediyesi bütçesinde kadınlara yönelik faaliyetlerle ilgili harcamaların bir dökümünü sunmuştur. İlk adımda, 2010-2014 Stratejik Planı analiz edilerek Bursa Büyükşehir Belediyesinde kadınlara yönelik stratejik hedefler tespit edilmiştir. İkinci adımda, ilgili çalışmalar ve bunlara dair bütçe tahsisatı listelenmiştir (bkz. Tablo 2). Yorum yapılabilmesi için bağlamın belirlenmesi önemli olduğundan, bütçe tahsisatının mutlak parasal değerinin (TL) yanı sıra, toplam belediye bütçesine oranla belirtilmesi önemli bilgilere ulaşılmasını sağlayabilir. Tablo 2’te görüldüğü üzere, kadınlara yönelik faaliyetlerin çoğu için ayrılan bütçe, toplam bütçenin çok küçük bir kısmına karşılık gelmektedir (bkz. son sütunlar). Sanatsal ve mesleki beceri eğitimi hariç olmak üzere, tüm bütçe kalemlerinin oranı yüzde 0.01’in altındadır. Kadınlara yönelik faaliyetler için ayrılan toplam miktar, belediyenin toplam bütçesi içinde çok küçük bir meblağdır. Bu miktar, Bursa Büyükşehir Belediyesi bütçesinin %0,562’sine karşılık gelmektedir.
| Tablo 2. 2011 Yılında Bursa Büyükşehir Belediyesinde Kadınlara Yönelik Faaliyetlere Sağlanan Mali Destek | |||
| Bursa Büyükşehir Belediyesinde Kadınlara Yönelik Faaliyetler 2011 Yılı Faaliyet Programı | |||
| Performans Hedefleri | Faaliyet | BÜTÇE | |
| TL | Oran (%) | ||
| 1.1.11 | 1.1.11.1 Kent Konseyinin Bursa hakkındaki tüm karar alma süreçlerine katılımını teşvik etmek ve desteklemek. | 148.650 | 0.019 |
| 5.1.9 | 5.1.9.1 Yoksun kesimlerin temel imkanlardan faydalanabilmesi için dış kaynak temin etmek. | 34.727 | 0.004 |
| 7.1.8 | 7.1.8.1 Sanatsal ve mesleki beceri eğitimine destek olmak | 3.290.677 | 0.412 |
| 7.1.9 | 7.1.9.2 Kent Konseyi Kadın Meclisinin faaliyetlerini desteklemek. | 158.525 | 0.020 |
| 7.1.9.3 Kadın sığınma evlerine destek olmak | 280.215 | 0.035 | |
| 7.1.9.4 Kadınlar İçin Bilgi Merkezine destek olmak | 130.215 | 0.016 | |
| 7.1.9.5 Toplumsal cinsiyet eşitliğiyle ilgili çalışmaları desteklemek | 132.215 | 0.017 | |
| 7.1.9.6 Kadınların bilinçlendirilmesi hakkındaki toplantılara destek olmak | 132.215 | 0.017 | |
| 7.1.9.7 Kadın Sığınma Evi ve Kadınlar İçin Bilgi Merkezinde çalışanlara eğitim vermek | 132.215 | 0.017 | |
Kaynak: Bursa Büyükşehir Belediyesi 2011 Mali Yılı Stratejik Planı, www.bursa.bel.tr, erişim tarihi: 12.09.2012.
| Tablo 3. 2011 Yılında Bursa Büyükşehir Belediyesinde Kadınlara Yönelik Faaliyetlere Sağlanan Mali Destek | |||
| Bursa Büyükşehir Belediyesinde Kadınlara Yönelik Faaliyetler 2011 Yılı Faaliyet Programı | |||
| Performans Hedefleri | Faaliyet | BÜTÇE | |
| TL | Oran (%) | ||
| 7.1.11 | 7.1.11.1 Aile içi şiddet, çocuk tacizi ve ihmali ve madde bağımlılığı konularında eğitim ve danışmanlık vermek. | 18.040 | 0.002 |
| 7.1.11.2 Aile Planlaması, annelik, çocuk sağlığı ve çocuk gelişimi konularında eğitim vermek. | 18.040 | 0.002 | |
| 7.1.11.3 Okuryazarlık, meslek sahipliği, sosyal imkanlar ve beceri geliştirme konularında kadınlara eğitim vermek. | 18.040 | 0.002 | |
| Kadınlara yönelik faaliyetler için yapılan toplam harcama (doğrudan) | 4.493.773 | 0.562 | |
| Tüm faaliyetler için yapılan toplam harcama (yenileme ödeneği hariç) | 799.300.000 | ||
| İdari Genel Giderler | |||
| Diğer İdarelerden Devreden Toplam Masraf | |||
| TOPLAM HARCAMA | 799.300.000 | ||
| Bu tablo, Bursa Büyükşehir Belediyesi 2011 Yılı Performans Programı esas alınarak hazırlanmıştır. | |||
Kaynak: Bursa Kent Konseyi Kadın Meclisi, www.bursa.bel.tr. Erişim tarihi:12.09.2012.
- Nilüfer Belediyesi, Türkiye
CDBS konusunda en aktif uygulayıcı Nilüfer Belediyesi olmuştur. Belediyenin 2010-2011 yıllarını kapsayan stratejik planını ve bütçesini cinsiyete duyarlı bir biçimde yapmıştır. Belediye politikaları içerisinde eşitlik politikası eklenmiş ve “Eşitlik Hizmet Birimi” oluşturulmuştur. 2012-2014 Stratejik Planında “Toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımını yerel yönetim anlayışını yerleştirmeye yönelik olarak, kadınların karar mekanizmalarına katılımnı artırmaya ve kadınların gündelik hayat şartlarını iyileştirmeye yönelik politika ve stratejiler belirlemeyi….”. ve aynı planın 3 No’lu stratejik amacında; “Toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımını tüm belediye hizmetlerinde yaygınlaştırmak” yer almaktadır *.
Belediyenin kent bazındaki istatistiki verilerin cinsiyet ayrımlı olarak toplanmasını ve kadınların kentsel hizmetlere yönelik ihtiyaçlarını ve taleplerini ortaya çıkaracak şekilde yapılmasına başlanmıştır. Bu çerçevede, yeni yapılan kaldırımlar, Pazar alanlarının giriş ve çıkışları, üst geçitler, parklar ve spor alanları vs. kadınlar tarafından daha rahat kullanabilecekleri gibi tasarlanmaktadır.
SONUÇ
Sonuç olarak, kadın-erkek eşitsizliğini ortadan kaldırmaya yönelik politikalar belirlendikten sonra bu politikaları gerçekleştirmeye yönelik kaynağa bütçede yer verilmesi gerekmektedir. Bu politikaları gerçekleştirecek en iyi kurumlar yerel yönetimler olduğu görülmektedir. Yerel yönetimlerde reform çerçevesinde başlatılan kadınlara yönelik pozitif ayrımcılık uygulamaları arasında yer alan cinsiyet bütçeleri kadınlara yönelik harcamaları görünür hale getirerek, bu alanda var olan eşitsizliği azaltmada önemli bir bütçe aracı olarak yerel yönetimlerde giderek artan oranda uygulama alanı bulacaktır.
Kaynakça
BİLGE, Semih (2010), E-Yaklaşım, 208, 505–517.
Bursa Büyükşehir Belediyesi 2011 Mali Yılı Stratejik Planı, www.bursa.bel.tr, E.T: 12.09.2012.
DEMİR, Müslim (2011), Bütçe Dünyası Dergisi, 35 (1),136-150.
ERKAN, Birol, ŞENTÜRK, Mehmet, AKBAŞ, Yusuf Ekrem ve Sadettin PAKSOY (2012); International Journal of Economic and Administrative Studies, 5(9), 86-106.
ERŞEK, Belek Umut (2006), “Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi Ve Denetim Mekanizması”, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi, SBE.
ELSON, Diane (2004), “Engendering Government Budgets In The Context Of Globalization (s)”, Economics Department Working Paper Series, Working Paper, 2.
GENÇ, Murat (2010), “Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme ve Kamu Hizmetlerinde Etkinlik”, Sayıştay Dergisi, 77.
IFUW (2004), “Gender Budgeting-An Overview By The European Women’s Lobby”.
KLATZER, Elisabeth (2012), Yerel Yönetimlerde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Bütçeleme Kılavuzu, TESEV.
MERİÇ, Metin (2007), Finans Politik & Ekonomik Yorumlar, 44(509), 58-67.
Nilüfer Belediyesi 2012-2014 Stratejik Planı, www.nilufer.bel.tr, erişim tarihi: 30.09.2012. Toplumsal Cinsiyet
ÖZTAN, Ece (2004), “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Politikaları ve Olumlu Ayrımcılık”, AÜSBF Dergisi, 59(204), http://www.politics.ankara.edu.tr/eski/ dergi/pdf/ 59/1/9_ece_oztan.pdf, (Erişim Tarihi: 22.09.2012)
Sabancı Vakfı, Kadın Dostu Kentler Projesi, www.sabanci.org.tr, Erişim tarihi;09.10.2012.
SEYYAR, Ali, “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (Gender Mainstreaming) Uygulamaları Hangi Sosyal Teoriler İçin Kullanılmaktadır”, http://sosyalsiyaset.net/documents/25022010_1.asp#_ftn8, (Erişim Tarihi 14.10.2012)
ŞENESEN, Günlük, Gülay (2008), “Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme: Türkiye İçin Bir Değerlendirme”, Bütçe Sürecinde Parlamentonun Değişen Rolü Sempozyumu, Bütçelemede Yeni Yaklaşımlar Oturumu, 8-9 Ekim, 2008, Afyonkarahisar, http://www.keig.org/raporlar/Gulay%20 Senesen%20tcdb %20sunus.pdf, (Erişim Tarihi: 12.10.2012)
T.C. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü (2008), 15-16.
TÜĞEN, Kâmil ve ÖZEN, Ahmet (2008), “Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme Anlayışı”, Maliye Dergisi, 154 (Ocak – Haziran).
Türk Demokrasi Vakfı, Cinsiyete Duyarlı Bütçe Projesi, www.demokrasivakfi.org.tr, Erişim tarihi: 10.10.2012.
UN; www.un.org/ecosocdev/geninfo/afrec/vol16no1/161wm. htm: 20.05.2007.
Elson, Diane; (1998), ‘Integrating Gender Issues into National Budgetary Policies and Procedures: Some Policy Options’ Journal of International Development , Vol 10.
Fitzgerald, R.; (1999), Toolkit for Mainstreaming Equal Opportunities for Women and Men into the Structural Fund Programmes in Scotland, Prepared for Scottish Executive and Equal Opportunities Commission.International Development, Washington, second draft revised.
Budlender, Debbie; Sharp, Rhonda.; (1998), How to do a
gender-sensitive budget analysis: contemporary research and
practice, Commonwealth Secretariat and Australian Agency for
International Development.STOTSKY,G. Jane, Gender Budgeting, International Monetary Fund Working Paper, Ekim, 2006.
Erkan vb 2012, sadece dergi belirtilmiş, makale adı yok
* Hacettepe Üniversitesi İİBF Maliye Bölümü
[*] Bakara Suresi’nin 228 Ayeti.
* Türk Demokrasi Vakfı, Cinsiyete Duyarlı Bütçe projesi, www.demokrasivakfi.org.tr, Erişim tarihi: 10.10.2012.
* Sabancı Vakfı, Kadın Dostu Kentler Projesi, www.sabanci.org.tr, Erişim tarihi;09.10.2012.
* Nilüfer Belediyesi 2012-2014 Stratejik Planı, www.nilufer.bel.tr, erişim tarihi: 30.09.2012.


Yorumlar kapalı.